Türk-İslam’ı mülkleştirme sistemi

Nevzat ONARAN yazdı: Hıristiyan burjuvazisi komprador ve Türk-İslam burjuvazisi millî ikilemi, 1914-1923 döneminde demografik ve ekonomik yapıdan Hıristiyan milletlerin tasfiyesini meşrulaştırmanın tuzağıydı; maalesef aşılamadı.

12 Mayıs 2021 13:52
Manşet Resimleri

Türk’ün Kurtuluş Savaşı sonrasında ve 29 Ekim’in öncesinde temel iki adım atıldı. Birincisi, 15 Nisan 1923 tarihli ve 333 sayılı mülkiyetin Türkleştirilmesinin yani Türk-İslam’ı mülkleştirmenin özel kanunuydu; hem de Lozan görüşmelerine verilen arada yapıldı. İkincisi, Lozan Antlaşması ve bunun TBMM’de kabul edilmesidir. Türk millî devleti için birincisi içeride ve ikincisi uluslararası arenada tapu meselesinin çözümüydü. Cumhuriyet, bu tapu üzerine bina edildi!

 

1920’ler, 1910’un ekonomi politiğiyle temellendirildi ve program kesintiye uğratılamadı, derinleştirildi. 1914-1923 döneminde demografik yapıdan tasfiye edilen 3 milyon Hıristiyan’ın milyonlarca liralık nakdinin ve 100 binlerce mülkünün transferi ve tapu kaydının değiştirilmesi Türk millî devletinin öncelikli gündemiydi; gereği yapıldı. Mülkiyetin ve dolayısıyla ekonominin ve istihdamının Türkleştirilmesi, 1920’lerde yürürlüğe konulan mevzuatla gerçekleştirildi. Öyle kanunlar yapıldı ki, inanılır gibi değil. ‘Tapu Kayıtlarından Hukuki Kıymetlerini Kaybetmiş Olanların Tasfiyesine Dair Kanun’la (1515 sayılı) tapu kaydı hükümsüz kılınırken, istihdamda ‘Türkiye’de Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkında Kanun’la (2007 sayılı)[1] gayrı Türk’ün tasfiyesi hedeflendi. Bizzat ırkçı ifadelere yer verildi; en çok bilineni “dilde, kanda ve kültürde birlik” projesi İskân Kanunu’dur (14.6.1934 tarih ve 2510 sayılı).[2] Kanunla, Türk ırkından (madde 7, 12 ve 13), Türk kültüründen [Sünni-İslâm] (madde 10, 11), anadili Türkçe (madde 11) ve soyca Türk olan-olmayan (madde 12) ayrımı yapıldı.

 

24 Nisan 1915’te Dahiliye Nazırı Talât’ın şifresiyle Ermenilerin “liderlik yeteneği” olanların tutuklanması sonrasında 27 Mayıs 1915 tarihli Muvakkat Tehcir Kanunu’yla sürgün kitleselleşti; Van’dan Edirne’ye, Erzurum’dan Samsun’a, Bursa’ya, Adana’ya her yerde Ermeniler evinden-yurdundan kopartıldı. Sürülen her bir insanın emvâl-i metrûke denilen, aslında fiilen gasp edilen mallarının satılmasına telgraf emriyle başlandı; talimatnameden sonra muvakkat kanun yürürlüğe kondu. Bilinen adıyla 26 Eylül 1915 tarihli Tasfiye Kanunu’yla[3] sürülen her kişinin mülküne devlet adına el kondu, Tasfiye Komisyonları ile mülklerin tasfiyesi hedeflendi. Kanunla mülkiyetin Türk-İslam’a transferi sistemi temellendirildi.

 

İttihatçı tasfiye sistemi, Mustafa Kemal’in Erzurum mebusu seçildiği Mebusan’ın İstanbul’da açılmasından dört gün önce 8 Ocak 1920 tarihli kararnameyle[4] tüm icrasıyla ilga edildi. Kararnameyle, 8 Ocak 1920’ye kadar tasfiye edilen mülklerin sahibine iadesi veya tazmini öngörüldü. Kararnamenin muhatabı, sürülen her bir kişidir. En çok mülkiyeti tasfiyeye tabi tutulan iki millet vardır: Ermeniler ve Rumlar. Mübadele, imzacı iki devletin çıkarına Rumların 1913-1914 sonrasında neler yaşadığını perdeledi. 

 

İzmir işgalden kurtarıldıktan beş gün sonra 14 Eylül 1922 tarihli TBMM kararıyla[5] 8 Ocak 1920 tarihli kararname yürürlükten kaldırıldı. Kararla, İttihatçı tasfiye sistemine kapı açıldı. 

 

Emvâl-i metrukeyle verilen önergeler bir kanun tasarısı olarak hazırlandı ve müzakere edildi ve 15 Nisan 1923’te 333 sayılı kanun[6] olarak kabul edildi. 333 sayılı kanunla 26 Eylül 1915 tarihli Tasfiye Kanunu yeniden düzenlendi ve 8 Kasım 1988’e kadar yürürlükte kaldı. 333 sayılı kanunun 6’ncı maddesiyle, başında sahibi olmayan her mülke devlet adına el kondu. Bunların Hıristiyan mülkü olduğunu dönemin Maliye Vekili Hasan Fehmi, bir yıl sonra[7] itiraf etti. Maddeyle, 1930’lar öncesinde en büyük devletleştirme yapıldı; artık fabrikadan tarlaya, konuta vesaire yüzbinlerce mülk devletindi. Nitekim bir mülke ‘metrûk’ kaydı düşüldükten sonra sahibi, “TC vatandaşıyım işte kimliğim” demesi boşuna uğraştı. 

 

TC vatandaşı Maryam Urkapyan, İstanbul’da yaşadı ve 1942’de öldü. Veraset intikal işleminde anlaşıldı ki, mülklere el konmuş ve 1952’de Çevri Usta Vakfı’na transfer edilmiş, hatta tapuda tescili de yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi çoğunluk kararıyla, TC vatandaşı ölü Maryam’ı ‘firari’ yaptı yani Türkiye’den kaçtığına hükmetti ve mülküne el konulmasına onay verdi.[8] Kararda temel alınan mevzuat, 26 Eylül 1915 tarihli Tasfiye Kanunu ve 333 sayılı kanundu.

 

333 sayılı kanun öylesine kapsamlıdır ki, Cumhuriyet ilanı öncesinde içeride tapu meselesini halletmenin kanunuydu. Bunu takiben 1930’a kadar çıkartılan kanunlarla, mülklerin transferi ve tapulaması meselesi halledildi. 26 Eylül 1915 tarihli Tasfiye Kanunu’yla temellendirilen sistemin inşası 1920’lerde tamamlandı ve devam edildi. 1926’da mülkün 1915 değerinden satılması (781 sayılı), dışarıdan öldürülen ve içeride idam edilen 12 İttihatçı aileye 20 bin lira değerinde Ermeni malının verilmesi (882 sayılı), mülkün gerçek sahibi adına Mal Sandığı’nda biriktirilen nakdin TC bütçesine aktarılması (1349 sayılı-ilk yıl 1928’de aktarılan 300 bin liraydı), hukuki kıymetini kaybetmiş tapu kayıtların tasfiye edilmesi (1515 sayılı) gibi kanunlarla mülkiyetin Türkleştirilmesinin ekonomi politiği icra edildi.

 

TC vatandaşı Hıristiyan’a resmi bakışın zaptı TBMM kaydıdır. 3 Nisan 1924’te 1908’den itibaren vatandaşla, devletin alacak-verecek meselesinin çözümü amacıyla bilinen adıyla Umumi Mahsup Kanunu önce gizli celsede müzakere edildi. Eski Maliye Vekili ve Encümen Reisi Hasan Fehmi (Ataç), kanundaki amacı net ifade etti: “Maddeden maksat tehcir ve tegayyüp (sürülen ve kaybolan) Rumların ve Ermenilerin Tekâlif-i Milliye ve Tekâlif-i Harbiye mazbatalarını mahsup etmemektir. Çünkü gerek harbi umumiye gerek istiklâl harbine yine Şarki Anadolu’nun harabisine nasıl Ermeniler sebebiyet verdi ise Garbi Anadolu’nun harabisine ve istiklâl harbinin bu kadar çetin ve bu kadar memleketi yıkıcı bir hal almasına da Rumlar sebebiyet verdi. Binaenaleyh bu kanunla biz o muhaberelerin bıraktığı tesiri maliyi kastediyoruz. Binaenaleyh Rumları, Ermenileri bu Tekâlif-i Milliye mazbatalarının bedellerinden müstefit etmemek (faydalanmaması) için bir çare düşünüldü. Fakat bunu açık olarak Rum ve Ermeni diyemezdik. Muhtelif şekiller ve formüller yazıldı. Muhtelif şekiller üzerinde tetkikat yapıldı. Nihayet en az mahzurlu veyahut mahzursuz bu şekli bulduk. […] Size sorarım arkadaşlar; bahusus Musa Kâzım Efendiye sorarım. Tek bir Müslüman emvâlini hangi hükümet, hangi memur tasfiye etti. Maksat, siyasi zümre altında bu iki unsuru saklamaktır. […] Onların emlâki tasfiyeye tabi idi.”[9]

Kanunla (459 sayılı) 1924 yılı itibariyle TC vatandaşı Rum ve Ermeni’nin elindeki Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi devletin mazbatasının ödenmemesi kararlaştırıldı. Bu nedenle, Osmanlı’nın borcunu ödeyen TC, halen mazbatası olan her TC vatandaşı Ermeni ve Rum’a hukuken hatta kanunen borçludur.

 

26 Eylül 1915 tarihli Tasfiye Kanunu dâhil, 1915-1930 dönemine ait mülkiyeti ve dolayısıyla ekonomiyi Türkleştirmek amacıyla emvalin ve nakdin transferiyle tapulama mevzuatı: 

 

1- Hükümet, kurtarılan bölgelerde sahipsiz kalan menkul mülkleri sattı, 20 Nisan 1922 tarih ve 224 sayılı kanunla.[10] 

 

2- 1915’ten itibaren emvâl-i metrûke bilmüzayede satıldı, 15 Nisan 1923 tarih ve 333 no’lu kanunla yeniden düzenlenen 26 Eylül 1915 tarihli Tasfiye Kanunun 3’üncü maddesiyle.[11] 

 

3- Emlaki tahrip edilmiş ve muhtaç olana, metrûk gayrimenkul dağıtıldı ve satıldı, 13 Mart 1924 tarih ve 441 sayılı ile 15 Nisan 1925 tarih ve 622 sayılı kanunlarla.[12]

 

4- Türkiye Cumhuriyeti, Birinci Paylaşım Savaşı ve Türk Kurtuluş Savaşı döneminde kanunla malına ve mülküne el konulan vatandaşı Ermeni ile Rum’un elindeki tekâlif-i harbiye ve milliye mazbatalarını ödemedi, 3 Nisan 1924 tarih ve 459 sayılı kanunla.[13]

 

5- Mübadele nedeniyle gelenlere gayrimenkul dağıtıldı, 16 Nisan 1924 tarihli 488 sayılı kanunla.[14]

 

6- Bir kısım metrûk gayrimenkuller İl Özel İdarelerine devredildi, 18 Nisan 1925 tarih ve 627 sayılı bütçe kanununun madde 23/V fıkrasıyla.[15]

 

7- Türk sermayedara, ticaret ve sanayi odalarıyla borsalara ve belediyelere metrûk gayrimenkul satıldı, 22 Şubat 1926 tarih ve 748 no’lu kanunla.[16]

 

8- Metrûk gayrimenkul 1915 yılı kayıtlı değerinden satıldı, 13 Mart 1926 tarihli ve 781 no’lu kanunla.[17]

 

9- Ermenilerden metrûk 20 biner liralık emvâl, dışarıda öldürülen ve içeride idam edilen 12 İttihatçının her birisinin ailesine verildi, 31 Mayıs 1926 tarih ve 882 no’lu kanunla.[18]

 

10- Türk Ocakları, Mualimler Birliği ve Himayei Etfal gibi kurumlara metrûk gayrimenkulü satıldı veya kiralandı, 16 Haziran 1927 tarih ve 1080 no’lu kanunla.[19]

 

11- Mübadil Rumlardan kalan emvâl, mübadeleye tâbi olmayana da verildi, 31 Mart 1928 tarih ve 1217 no’lu kanunla.[20]

 

12- Emvâl-i metrûkenin sahibine vermek üzere emaneten Mal Sandığına yatırılan yani emvâl-i metrûke hesabı carilerde toplanan paralar, 1928 yılından itibaren TC bütçesine aktarıldı, 24 Mayıs 1928 tarih ve 1349 sayılı kanunla ve 1930’da Maliye’nin bir tamimiyle.[21] İlk yıl 1928’de aktarılan miktar 300 bin liraydı.

 

13- Emvâl-i metrûke hesabı carilerdeki parayla,1923 yılından sonra İstanbul, İzmir ve Ankara’dan başka mahallerde de Millî Emlâk memurlarının maaşı ödendi, TBMM’nin ilgili bütçe kararıyla.[22]

 

14- Tapu kaydı bulunan ve bulunmayan bir gayrimenkul, kanunda öngörülen süre kadar aralıksız kullanan kişi adına kaydedildi, 17.2.1926 tarih ve 743 sayılı T. Medenî Kanunla (madde 638 ve 639).

 

15- Transfer edilen mülkün yeni sahiplerine tapulanması sağlandı, 24 Nisan 1928 tarih ve 1331 sayılı kanunla.[23]

 

16- Tapu kayıtlarından hukuki kıymetini kaybetmiş olanlar tasfiye edildi ve yeniden kayıt yapıldı, 2 Haziran 1929 tarih ve 1515 sayılı kanunla.[24] 

 

Kanun ve talimatnamelerle oluşturulan sistemde devletin/Hazine’nin fiilen el koyduğu ve kaydını yok saydığı mülk kimlere transfer edildi? 

 

1- Türk-İslam sermayedarına, 

 

2- Türk-İslam ahalisine, muhacirlere ve mübadillere, 

 

3- Askerî ve sivil bürokrasiyle, devlet kurumlarına, 

 

4- Türk Ocağı’na ve diğer benzer kurumlara hibe edildi, satıldı ya da kapanın elinde kaldı.

 

Elbette mülklerin yeni sahiplerine tapulanması unutulmadı, gereği yapıldı. Tapu kayıtlarında bildik en meşhur uyarıyı MGK[25] yaptı. Milli Güvenlik Kurulu Seferberlik ve Savaş Hazırlıkları Planlama Daire Başkanlığı, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nü uyardı: Her isteyene tapu kaydı bilgisi vermeyin.

Kitlesel mülksüzleştirme ve mülkleştirme madalyonun iki yüzüydü! Siyasi ve fiili icraatla bugüne gelindi. 

 

Bir ara not: Hıristiyan burjuvazisi komprador ve Türk-İslam burjuvazisi millî ikilemi, 1914-1923 döneminde demografik ve ekonomik yapıdan Hıristiyan milletlerin tasfiyesini meşrulaştırmanın tuzağıydı; maalesef aşılamadı.

 

Kişilerin ve şirketlerin ve kurumların mülkünün evrak kaydı incelense, neyin ne olduğunu öğrenmek mümkündür. 

 

Vakıflar Genel Müdürlüğü, metrûk mülk zenginidir.

 

Çevremize baktığımızda gördüğümüz mülkün ilk sahibinin kim olduğunu tahmin edebiliriz. Bunlardan biri, devrimcilere işkence merkezi Sansaryan tam adı, Sanasaryan Han’dır. Hanın Erzurum’daki mektebi, 23 Temmuz 1919 açılan Erzurum Kongresinin toplandığı binadır. Sanasaryan Han, birkaç yıl önce tapu kayıtlarıyla açılan dava sürerken, bildik yöntem oldubittiyle yine satıldı.

Mevzuatta resmen emvâl-i metruke denilen mülkle sahiplik ilişkisinin kabulü vardır. Mülk birçok el değiştirmiş olabilir, ama mevzuata göre el koyan yani sahibi olan Hazine’dir (333 sayılı kanun); muhatap da odur! 

 

NOTLAR

[1]Resmî Gazete, 16.6.1932, sayı: 2126, s. 1564.

[2]Resmî Gazete, 21.6.1934, sayı: 2733, s. 4003-4009.

[3] 13 Eylül 1331 (26 Eylül 1915) tarihli 14 Mayıs 1331 (27 Mayıs 1915) Tarihli Kanunu Muvakkat Mucibince Âher (başka) Mahallere Nakledilen Eşhasın Emvâl (malları), Düyun (borçları) ve Matlubatı (alacağı) Metrûkesi Hakkında Kanunu Muvakkat, Karakoç Sarkis, Sicilli Kavanini, cilt: 16, Cihan Kitaphanesi-1936, s. 678-679.

[4] 8 Kanunusani 1336 (1920) tarihli Âher Mahallere Nakledilmiş Olan Eşhasın 13 Eylül 1331 (26 Eylül 1915) Tarihli Kararname Mucibince Tasfiyeye Tabi Tutulan Emvâli Hakkında Kararname, Takvim-i Vekayi, 12 Kanunusani 1336 (12 Ocak 1920), no: 3747, DÜSTUR, 2. tertip, cilt: 11, İstanbul-1928, s. 553-561. 

[5] TBMM’nin 14 Eylül 1338 (1922) tarih ve 284 no’lu Âhar Mahallere Nakledilmiş Eşhasın Tasfiyeye Tâbi Emvali Hakkında Mevcut Kararnamenin Reddine Dair Heyeti Umumiye Kararı, DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 3, Ankara-1953, s. 82.

[6] 15 Nisan 1339 (1923) tarih ve 333 no’lu Âher Mahallere Nakledilen Eşhasın Emval ve Düyun Matlubatı Metrukesi Hakkındaki 13 Eylül 1331 Tarihli Kanunu Muvakkatın Bazı Mevaddı ile 20 Nisan 1338 (1922) Tarihli Emvali Metruke Kanununu Muaddil (eşdeğer) Kanun, TBMM ZC, I (devre)/29 (cilt)-14 ve15 ve 16 Nisan 1339 (1923), s. 138-146 ve 159-175 ve 199 ve Fihrist-s. 4.

[7]TBMM GCZ, 4 (cilt)-3 Nisan 1340 (1924), s. 429.

[8] Anayasa Mahkemesi, 22 Nisan 1963 tarih, Esas no: 1963/41, Karar no: 1963/94, Resmî Gazete, 31.7.1963, sayı: 11468, s. 1-5.

[9]TBMM Gizli Celse Zabıtları, cilt: 4, 3 Nisan 1340 (1924), Ankara-1985, s. 429.

[10] DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 3, Ankara-1953, s. 34-35.

[11]DÜSTUR, Tertib-i Sanî [2. Tertip], cilt: 7, Dersaadet-1336, s. 737-740; DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 4, Ankara-1953, s. 65-67.

[12]DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 5, Ankara-1948, s. 336; DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 6, Ankara-1934, s. 327.

[13] 3 Nisan 1340 [1924] tarih ve 459 sayılı 1324 [1908] Temmuzundan 1339 [1923] Senesi Gayesine Kadar Bilcümle Matlubat ve Düyunu Hazinenin Sureti Mahsubuna Dair Kanun, DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 5, 2. baskı, Ankara-1948, s. 382-384. Süre, 1 Haziran 1931’e kadar uzatıldı. N.O.

[14]TBMM ZC, II/8-16.4.1340, s. 784-796 ve Fihrist-s. 6.

[15]DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 6, Ankara-1934, s. 339.

[16] 22 Şubat 1926 tarih ve 748 sayılı Emvâli Milliye ve Metrukeden veya Mazbut Vakıflardan Bazı Müessesat ile Belediyelere Satılabilecek Arazi ve Arsalar Hakkında Kanun, TBMM ZC, II/22-15.2.1926 ve 22.2.1926, s. 209-210 ve s. 265-267 ve Fihrist-s. 4; DÜSTUR, 3.Tertip, cilt: 7, 2. tabı, Ankara-1944, s. 420-421.

[17] 13 Mart 1926 tarih ve 781 sayılı Mübadeleye Gayritabi Eşhastan Metruk Olup Hakkı İskânı Haiz Olanlara ve Verilecek Emvâli Gayrimenkule Hakkında Kanun, TBMM ZC, II/23-6.3.1926 ve 13.3.1926, s. 86-88 ve 160-161 ve Fihrist-s. 4; DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 7, Ankara-1944, s. 655-657.

[18] 31.5.1926 tarih ve 882 no’lu Ermeni Suikast Komiteleri Tarafından Şehit Edilen Veya Bu Uğurda Suveri Muhtelife ile Düçarı Gadrolan Ricalin Ailelerine Verilecek Emlâk ve Arazi Hakkında Kanun, TBMM ZC, II/25-19 Mayıs ve 29 Mayıs ve 30 Mayıs ve 31 Mayıs 1926 tarihli oturum, s. 270 ve 601-605 ve 645-646 ve 680-682 ve 697 ve 728-729; DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 7, Ankara-1944, s. 1439.

[19]TBMM ZC, II/33-16.6.1927, s. 72-76 ve Fihrist-s. 3.

[20]DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 9, Ankara-1948, s. 125.

[21] 24.5.1928 tarih ve 1349 sayılı Emvâl-i Metrûke Hesabı Carilerinin Bütçeye İrat Kaydına Dair Kanun, TBMM ZC, III/4-24.5.1928, s. 353, 386-388 ve Fihrist-s. 9; Resmî Gazete, 30.4.1928, sayı: 902.

[22]TBMM’nin 3.1.1940 tarih ve 1164 sayılı kararı, Resmî Gazete, 12.1.1940, sayı: 4408, s. 13097, 13102.

[23] 24 Nisan 1928 tarih ve 1331 sayılı Mübadil, Gayrimübadil, Muhacir Vesaireye Kanunlarının Tevfikan Veya Adiyen Tahsis Olunan Gayrimenkul Emvalin Tapuya Raptına Dair Kanun, TBMM ZC, III/4-21 ve 23 ve 24 Mayıs 1928, s. 221 ve 288 ve 354-355; DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 9, Ankara-1948, s. 732-734.

[24] 2 Haziran 1929 tarih ve 1515 sayılı Tapu Kayıtlarından Hukuki Kıymetlerini Kaybetmiş Olanların Tasfiyesine Dair Kanun, Resmî Gazete, 9.6.1929, sayı: 1211, s. 7945.

[25] MGK Seferberlik ve Savaş Hazırlıkları Planlama Daire Başkanı Tuğgeneral Tayyar Elmas, 26 Ağustos 2005 tarihli yazısı, Hürriyet, 19 Eylül 2006, s. 1 ve 24.