Toprak: HDP kapsayıcı-kucaklayıcı politik bir hatta duruyor

15 Eylül 2015 00:00
Manşet Resimleri

Murat Toprak, Tokat HDP 1. Sıra Milletvekili Adayı… Murat Toprak’a Tokat’ı, mücadele hayatını ve HDP’yi sorduk.

Röportaj: İsa Artar

1960 Niksar doğumluyum. İlkokulu köyüm de (Geyikgölü) okuduktan sonra orta okulu kısa bir dönem Tokat Atatürk Ortaokulu devamında İstanbul Gültepe Ortaokulunda okudum. Liseyi ise yine İstanbul Yeni Levent Lisesinde tamamladım. Lise yıllarında ülke ve dünya sorunlarına ilgi duyarak politik faaliyete adım atmış oldum. 1 Mayıs 1977 Katliamının canlı tanığıyım. Kızıldere henüz o dönem küçük yaşta olmama rağmen bende derin izler bıraktı. Okulumuz politik bir okuldu. İsmini sayabildiğim kadarıyla Cemalettin Yalçın, Metin Adil Toraman, Müslüm Çakıcı, Hasan Türkmen aynı sınıfta okuduğumuz; Erdoğan Yazgan bizden bir sınıf geride olan, birlikte mücadele yürüttüğümüz ve bu gün aramızda olmayan arkadaşlarım.

Liseyi bitirince Tokat’a geldim ve Emeğin Birliği’nden arkadaşlarla görüşmelerim başladı. İşçi Birliği broşürü ile TKEP’in kuruluş sürecine katılmış oldum. 1981 Nisan ortalarına kadar bölgede kaldım. 12 Eylülün hemen sonrasında aranmaya başlandım ve bu süreç 5 Mayıs 1993’te İstanbul’da polis operasyonuyla yakalanana kadar sürdü. Cezaevinden çıkışım ’98 başları oldu. Tüm bu süreç sınıfsız, sömürüsüz bir dünya uğruna mücadelenin bir parçası oldu.

HDP’de, bileşenleri ve programatik yapısıyla, hedeflerimin önemli bir kısmını içerdiğini düşündüğümden yer aldım.

‘’Partimiz her ulustan, her dilden, kültürden ve inançtan Türkiye işçi sınıfının, emekçilerin, üretici köylülerin, küçük esnafın, emeklilerin, kadınların, gençlerin, aydınların, sanatçıların, LGBT bireylerin, engellilerin, ezilen ve sömürülen tüm halk güçlerinin arzuladığı amaca varmak üzere güçlerini birleştirdikleri ve demokratik halk iktidarına/yönetimine yürüyenlerin partisidir’’ tespiti Tokat’ı da ifade ediyor.

Şehirdeki işletmeler özelleştirme politikasına bağlı olarak elden çıkarılmış, önemli bir istihdam ve üretim kaynağı durumdaki tarım da emperyalist politikaların sonucu tasfiye edilmiştir. Tokat Tekel Sigara fabrikası bunun en somut örneği. Turhal Şeker fabrikası alarm veriyor. Tarım alanında kota ve yüksek girdiler üreticiyi tükeniş noktasına getirmiştir. HES projeleriyle su gibi bir yaşam kaynağı ticarileşiyor. Topraklar ekilmez durumda. Hayvan üreticileri aynı dertten muzdarip. Çözüm, üreticilerin örgütlenmesi, kendi birliklerini kurmasından geçiyor. Bölge Kürt, Çerkez, Gürcü, Arnavut gibi etnik kimliklerden insanların ve önemli bir alevi nüfusun yaşadığı bir bölgedir. Ayrımcılığa ve asimilasyoncu politikalara karşı, herkesin kendini özgürce ifade ettiği demokratik ve çoğulcu yaşam! Bunun için toplumsal adaletin ve eşitliğin sağlanması, barışın tesis edilmesi zorunludur.

Tokat çok ciddi olarak dışarı göç veren bir ilimiz. Göçün bilinen ekonomik ve sosyal/siyasal nedenleri var. İlk etapta buradaki nüfusun ihtiyaçlarını karşılayacak sosyal ve ekonomik bir düzenleme getirmek gerekiyor. Köyden şehre halk meclislerini, üretici birliklerini oluşturmak ve taleplerini kazanmak yönünde bir çaba içerisine girmek zor bir şey değil. Vekil olduğumuzda bölgenin sorunlarına çözüm önerilerini sunmak, bunları sürekli gündemde tutmak ve mücadeleyi ilerletmek; iktidar olunduğunda bunları uygulamaya koymak… Çalışma programımızın temelini oluşturacak.

HDP, Türkiye’nin çok kimlikli ve çok kültürlü yapısını kabul eden, herkesin inandığı ve istediği gibi yaşaması gerektiğini savunan, her türden ayrımcılığa karşı olan, kapsayıcı-kucaklayıcı bir politik hatta duruyor. HDP,\"FullSizeRender\" barışçı bir gelecekte demokratik ve çoğulcu bir yaşamı savunmakla diğer partilerden ayrılıyor. Emekçilerin ve ezilenlerin en tutarlı savunucusudur HDP. Diğer düzen partilerinin birbirlerinden temelde çok da farklı olmadığını görüyoruz. Sermayeye ve onun iktidarına karşı tek seçenek HDP’nin programında var; Demokratik halk iktidarı!

HDP açısından en temel sorun anti demokratik seçim barajını aşmak. Ve bunu aşacağımızdan da eminim. Rakam vermek istemem ama aslında öngördüğümüz oranları da aşacağımız düşüncesindeyim. AKP’nin tekçi ve otoriter devlet anlayışı ve bu amaçlı bir hamle olarak başkanlık sistemine geçiş planının tutması halinde ülkenin karanlık geleceğini görmek için kahin olmak gerekmiyor. Müzakere sürecinin ilerlemiyor olması, hatta, belli bir süredir bunu boşa çıkaracak uygulamalar, iç güvenlik paketi, kendine dönük hiçbir yasal takibatı bile makul süreçlere koymayıp reddetmesi/yolsuzluk vs. halk tarafından görülmüyor değil. AKP’nin kitle zeminin de bile ‘’bu kadarı da olmaz’’ dedirtiyor. Tüm bunlar işçi emekçi ve ezilenler cephesinde bir derlenme yaratıyor. Barışçıl dış politika yerine bölgesel çatışmalarda ve mezhep savaşlarında açık ve kışkırtıcı taraf olması, IŞİD çetelerinin arkasında durması, Kobani kantonuna karşı ‘’düştü düşecek’’ söylemi, AKP tabanındaki Kürt seçmenlerinin partimize doğru yönelmesini, hakeza Alevi hareketinin gelecek endişesi, önemli seçmen desteği olarak HDP’nin hanesine yazılacak olumlu gelişmelerdir.

Önemli ve başarılı bir habercilik yapıyor SiyasiHaber. Öyleyse yaşaması ve büyümesi için gereken yapılmalı. İşçi ve emekçilerin , tüm ezilenlerin sesi olmak yolunda ilerleyişi için takip etmek, yerel haberlerle , yorumlarla desteklemek,ülke sathına yayılmış gönüllü muhabirler olmak için harekete geçilmesini istemek haksızlık olmasa gerek. Bizim özgür basına ekmek-su kadar ihtiyacımız var.

SiyasiHaber’de emeği geçen herkese, okurlarına sevgi ve saygı dolu selamlar.