Doç. Dr. Çağhan Kızıl: Aşı insanlığın ortak kazanımı, eşit dağıtımı sağlanmalı

VİDEO RÖPORTAJ - 2020 yılının başından bu yana devam eden koronavirüs pandemisi, gelinen aşamada aşı tartışmalarıyla birlikte ilerliyor. Doç. Dr. Çağhan Kızıl ile birlikte aşı tartışmalarınını ve pandeminin seyrini konuştuk.

11 Aralık 2020 14:43
Ekim Veyisoğlu
Manşet Resimleri

 

Çin’in Wuhan kentinde başlayan ve tüm dünyaya yayılan koronavirüs pandemisinde, dünya çapında on milyonlarca insan hastalığa yakalanırken 1.5 milyonun üzerinde insan yaşamını yitirdi. Vaka sayıları ve can kayıpları her geçen gün artmaya devam ediyor. Gelinen aşamada pandemi, aşı tartışmalarıyla birlikte ilerliyor. Aşı tartışmalarını ve pandeminin durumunu Doç. Dr. Çağhan Kızıl ile birlikte konuştuk.

 

Kızıl’ın değerlendirmelerinde öne çıkan başlıklar şu şekilde:

“Aşılamanın ilk aşamalarında hızlı bir düşüş göremeyeceğiz, karmaşık bir süreç olacak”

“Aşı, bu tip hastalıklarda elbette hastalığın ilerlemesini önleyici bir role sahip. Aşılanan her insan eğer bağışıklık geliştiriyorsa, virüsle karşılaştığında bu hastalığın ağır safhalara ilerlemesinin önüne geçilmiş olacak. Bunun anlamı, dünyada Covid-19’a bağlı olarak gelişen ağır hastalıklar azalmış olacak. Fakat gri alanlar da var. Bunlardan bir tanesi, insanların aşı olduğunda tamamen güvenliği olduğu fikrine sahip olarak devam ediyor. Aşılanma bir bağışıklık yaratıyor ancak virüs geldikten sonra koruma sağlıyor. Belli bir dönem aşılanan insanlar bile virüse tekrar maruz kaldıklarında virüsü vücutlarına alacaklar ve kesin olmamakla beraber bulaştırıcı dönemi de geçirebilirler. Aşı olan insanlar hala virüsü bulaştırabilirler. Birkaç günlük dönemde yayılıma  katkıda bulunabilirler.

“Aşı olan insanlarla yayılımı tamamen bitireceğiz demek mümkün değil. Karmaşık bir süreç olacak. Aşı, toplumsal bağışıklık sağlayabilir ve toplumun yüzde 60-70’inin eğer bağışıklığı gelişirse, virüsün dolaşımı çok azalacak ve otomatik olarak yayılım da azalmış olacak. Aşılanmanın ilk aşamalarında, şu an ilk aşamalarındayız, halen hızlı bir düşüş görmek mümkün olmayacak vaka sayılarında. Yayılım devam edecek. Bu sürekli hale geldiğinde, örneğin bazı projeksiyonlar var. 2021 yazında ABD’de belli eyaletlerde toplumsal bağışıklığa ulaşılabilir aşıyla. AB içinde bölgesel değişiklikler olacağı düşünülüyor ancak 2021 Ağutos-Eylül aylarında.”

Aşıyla evet, uzun vadede bir bağışıklığı sağlama amacı taşıyoruz ancak ilk aşamada kitlesel aşılama bile başlasa temkinli olmadığımız zaman yayılım devam edecek. Aşılanmayan insanlar yine hastalanacak. Zaten bunun ayrımını iyi yapmamız gerekiyor. Aşı bizim elimizdeki bir imkan, bir şans ama bu şans belli bir süre içinde bizi başarıya ulaştıracak, dolayısıyla o süre aşılamanın ne kadar yapıldığına bağlı olarak değişecek ve o sürede halen bizim şu anda ne pıyorsak yapmamız gerekebilir.”

 

“Sınıfsal karakteri olan bir salgın; aşıdan daha fazlası gerekiyor”

“Dünya üzerinde farklı nedenlerle birçok enfeksiyon hastalığı ve çevresel etkilere bağlı olarak kronik hastalıklar yıl geçtikçe artıyor. Bunu biliyoruz. Bu örneğin; doğanın talanı, daha fazla tüketim için tarım alanlarının değişmesi, suni hayvancılığın et tüketimi yüzünden artması gibi nedenler ve bunun yanında kapitalizmin kendi üretim ve tüketim faaliyetleri içinde doğanın, çevrenin değişmesi gibi etkiler var. Milyonlarca değişik tür var, binlerce, on binlerce bildiğimiz patojen türler var. Normal durumlarda bazı patojenler insanlarla, hayvanlarla temas etmeyen bölgelerde yaşıyor. Ama biz dünyanın dengesini öyle bir değiştiriyoruz ki temas edebilen hale gelebiliyor. Örneğin koronavirüsün insanlara geçişinin büyük ihtimalle yarasalardan da öte pangolin denen bir hayvanın illegal ticareti üzerinden gerçekleştiği hipotezleri de var ortada.

Bu şu anlama geliyor; bu pandemi bitecek, başka hastalıklar olacak. Doğa böyle işliyor ama bu pandemi bittiğinde bu kadar büyük bir pandemiye yol açmayacak bir önlemi, uygulamayı dünya çapında yaşama geçirebilir belki. Dolayısıyla bu bitecek, diğerleri bitecek.”

“Sağlıkla ilgili büyük bir yükle karşı karşıyayız. Sağlık kapasitesi birçok yerde aşılmış durumda, birçok insan yaşamını kaybediyor. Sınıfsal karakteri olan bir salgın bu. Ölüm sayılarına, vaka sayılarına, bulaşım yollarına baktığımızda çoğunlukla işçi sınıfı üzerinden yürüyen, orada artan ya da etkin kökenlerine baktığımızda siyahların ve hispaniklerin yaşadığı yerlerde çok daha hızlı geliştiği, kapalı ortamlarda, fabrikalarda, hapishanelerde, devletin bakım evlerinde çok daha hızlı arttığını bildiğimiz bir salgın. Dolayısıyla sağlık sistemine erişim açısından da sağlığın özelleşmesi üzerinden büyük bir fark yaratılıyor bu coğrafyalarda. Bu kişiler daha donanımlı sağlık koşullarına erişemiyorlar. Bu yüzden hem yayılım artıyor hem ölüm oranları artıyor. Evinde tek başına yaşayabilen bir insanla 8-10 kişi yaşayan bir insan arasında da fark var.”

“Toplum sağlığı olarak düşündüğümüzde pandemiden çok daha ötesi aklımıza gelmelidir. Bundan sonrası için halk sağlığı kavramı çok daha önem kazanıyor. Sağlıktaki özelleştirmelerle tüm dünya da kamu sağlığını ikinci plana atılmış durumda. Kamu sağlığını korumak için aşıdan çok daha ötesi gerekiyor.”

 

“Sistemin devamı için pandeminin bitmesi gerekiyor”

“Dünyada aşılar devletlerin ya da kamunun aşıları değil, şirketlerin aşıları. Bir şekilde devletlerle anlaşmalar yapılıyor. Bazı projeksiyonlara göre koronavirüs aşısının 2021 içinde tüm sektörel değeri 40 milyar dolar civarında. Belli şirketler bunun belli bölümünü alacak. Örneğin 13.6 milyar dolarlık kısmı Pfizer-Biontech’e ait gibi projeksiyonlar var. “

“Kar amacı için yapılan bir iş ancak aynı zamanda klasik durumda farmasötik şirketlerine atfettiğimiz işleyişten sapan bir durum da var. Sistemin devamı için bu pandeminin bitmesi gerekiyor. Dolayısıyla kar ile halk sağlığının biraz birbirine yaklaştığı ve aynı anda götürülmesi gerektiği bir ortam var. Bu yüzden, normal zamanlardaki diğer örneklere göre  vahşi şirketleşme durumunu yaşamadık. Tabi ki koordinasyon var, hem ulusal hem uluslararası düzeyde. Düzenleyici kurullar da var. Aşıların negatif etkilerinin saklanıp saklanmadığını bilemeyiz ancak çalışmanın detayları çeşitli aşamalardan geçiyor. Yani yapılan çalışmanın tüm bilgisi o şirkete ait olmuyor. Çeşitli yasal anlaşmalarla, klinik çalışmalar yapılırken o veriler bizim kör dediğimiz biçimde, hekim ve hasta ne olduğunu bilmez. Aşının plasebosu mu, gerçeği mi yapılıyor hastaya bunu hasta da, doktor da, şirket de bilmez. Başka bir bağımsız kurul toplanır ve bu randomizasyon dediğimiz süreci kurul yönetir. En sonunda veriler geldiğinde bunlar büyük bir istatistiksel kurul tarafından bu bilgiler açılır. Dolayısıyla şirketlerin bu veriyi tek başlarına saklama şansları çok az. Eğer gerçekten açık olarak bunu paylaşmak zorunda hissediyorlarsa.”

 

“ABD’deki durum hem çaresizlik hem tercih”

“ABD’deki durum hem bir tercih hem de çaresizlik. ABD’ye virüsün girmesi birkaç noktadan gerçekleşiyor. Birincisi New York eyaleti, ikincisi Kaliforniya, üçüncüsü Seattle civarı. Bu bölgeler arasındaki seyahatler küçük vaka öbeklerini başka yerlere taşımış. İkincisi de yaşam tarzı. Bu merkezler kalabalık merkezler. Örneğin New York eyaleti hem küçük yerlerde yaşanıyor birbirine çok temas ediliyor, bunun bir etkisi olduğu söyleniyor. 25 bin ölüm olmuştu 2-3 ay içinde New York’ta. Burada hazırlıklı olunmayan bir durum var.”

“Bu teknik dinamiklerin dışında tercihler var. Özellikle ABD Başkanı Trump’ın en başından itibaren “Bu grip gibi bir virüstür, bir şey olmaz” demesi ve reddetmesi. Maske takma konusu dillendirildiğinde oradaki bilim insanlarının aksine kendisinin hiç maske takmaması ve “Takmamak sizin özgürlüğünüz” gibi sözler sarfetmesi, sürecin politikleşmiş bir duruma evrilmesi bir tercih. ABD’de yükselen aşırı sağ, beyaz ırkçılık bunu bir politik duruş olarak ele aldı, salgını ve önlemleri reddetmek, bunun özgürlüğe müdahale aracı olduğunu söylemek onların politik duruşuydu. Bu duruş, özellikle oradaki eyalet sistemiyle de birleşince, örneğin Cumhuriyetçi eyaletlerde valiler karar aldılar ve önlem almıyoruz dediler. Oralarda çok büyük yayılım gerçekleşti. Belli kriterlere uygun kapatma önlemleri almadıklarından durum böyle gelişti.”

“Bu iki neden bu durumu yarattı ancak bu kadar geç müdahale edilmesinin sebebi sağlık sistemindeki özelleştirme olarak görülüyor. Çünkü büyük bir eyalette, örneğin New York’ta, hastaların ayrılabileceği ve koordine edilebileceği bir sistem kurulmamış. Bazı hastaneler müşteri profili olarak kendilerini kodladıkları için ona uygun ekipmana sahipler. Kamu hastanesi olarak rol alabilecek hastanelerin sayısı az. 19 milyonluk New York eyaletinde 4 bin tane ventilasyon aleti vardı ve yopun bakım yatağı azdı. İlk aşamda vali ulusal rezervlerden ventilasyon aleti istedi. Dünyanın en zengin bölgelerinden olan New York’ta ventilasyon aleti bulunamadı. Büyük bir yıkım oldu bu anlamda.”

 

“Aşı insanlığın ortak kazanımıdır, eşit dağıtımının sağlanması gerekiyor”

“Aşı hem fonlama açısından hem ihtiyaç açısından insanlığın ortak bir kazanımı. Zaten birçok şirket aslında anlaşma ya da açıklamalar da yaptı. Birçok şirket “Biz maliyet analizlerimizi hesaplayacağız ve bunun üzerinde bir şey almayacağız” dedi. Bazıları belli anlaşmalar kapsamında devletlerle ücretsiz aşı vermek üzere anlaştılar. Özellikle sağlık sistemleri daha önemli burada. Avrupa Birliği, AB içindeki herkese aşının sağlık sistemi tarafından karşılanacağını söyledi. Dolayısıyla sağlık sigortanız varsa bu aşıyı ücret ödemeden alabileceksiniz. ABD’de de bazı aşılar için böyle söylendi.

“Bu bir artı-değer üretimi, bir kar marjı üzerinden hesaplanamaz. Dünyanın, tüm insanlığın ve doğanın tehdit altında olduğu bir durum var. İnsanlığın ortak bilimsel kazanımı olarak ortaya koyulması ve eşit dağıtımının sağlanması gerekiyor.”