Cüre:HDP’den aday olmayı devrimci bir görev olarak kabul ediyorum

15 Eylül 2015 00:00
Manşet Resimleri

2014 yılında Samsun Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı olan İlhan Cüre HDP sıralarından Samsun 3.sıra Milletvekili adayı oldu. İlhan Cüre ile geçmişini, sosyalist hareketle tanışmasını ve HDP’deki faaliyetini konuştuk.

Röportaj: Kürşat Arslan

Sizi tanıyabilir miyiz?

1955 yılında Samsun’da doğdum. 1972’de Samsun 19 Mayıs Lisesinden,1979’da  ADMMA-YO İnşaat Mühendisliği bölümünden  mezun oldum. Lise yıllarımdan beri sosyalist mücadelenin içindeyim.

Sosyalist hareketle nasıl tanıştınız?

 Ailemin emek, demokrasi ve sosyalizm mücadelesi içerisinde yer almış olması, benim de bu mücadeleyle tanışmamı ve katılmamı kolaylaştırdı. Babam Türkiye Öğretmenler Sendikasının (TÖS) aktif bir üyesiydi. Köy Enstitüsü mezunu çok okuyan ve tartışan bir sosyalistti. Milli Eğitim Bakanına protesto telgrafı çektiği gerekçesiyle 1969’da Sinop’tan Hakkari’ye “sürgün” edildi. Bu bizim için bir dönüm noktası oldu.

Ne anlamda bir dönüm noktası?

Ben o zaman 14 yaşındaydım ve ilk kez Kürtlerle karşılaşıyordum. Okulda dersleri Türkçe görüyorduk, ama dışarda herkes Kürtçe konuşuyordu. Babam ilköğretim müfettişi olarak bütün ilçe ve köyleri dolaşıyordu. O zaman abim Ankara’da okuyordu ve Dev-Genç üyesiydi. 1970’de Nisan’ında bizi ziyarete gelmişti. O zaman Milli Demokratik Devrim tezi egemendi sosyalist harekette. Babam abime ısrarla “Burası kağıt üstünde Türkiye, gerçekte ayrı bir ülke: Kürdistan. Buranın özelliklerini dikkate almayan bir teori işe yaramaz. Arkadaşlarına söyle, buna cevap bulsunlar” diyordu.

Kısacası, Kürt sorunu konusunda daha o zamandan bir duyarlılık, empati gelişti bende. Daha sonraki yıllarda kemalizmi ve kemalistlerle ittifakı eleştiren ve  Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını savunan bir harekette yer almam, hiç de zor olmadı.

Bu 12 Mart sonrası dönemde olmalı herhalde?

Evet, 1971’de Samsun’a geldik, o sırada 12 Mart muhtıras verildi. 71 Direnişini oluşturan hareketlerin eylemleri gündemdeydi. Balyoz hareketi adı altında binlerce insan gözaltına alınıp işkencelereden geçirildi. O dönemde babam TÖS davasından tutuklandı. Abim de bir süre kaçak yaşadı sonra Dev-Genç davasından Mamak’ta yattı. Hapishane ziyaretleri de benim için eğitim çalışması gibi oldu. 12 Mart askeri diktatörlüğü döneminde Mahir Çayan ve yoldaşlarının Kızıldere’de katledilmesi, Deniz Gezmiş ve yoldaşlarının idam edilmesiyle devrimci hareket büyük darbe aldı. Nefes almak ve hayata tutunabilmek için zor yıllardı. 1973 yılında üniversite öğrenci olarak Ankara’daydım.74 affıyla hapishanelerden çıkan devrimciler yeni örgütlenme faaliyetlerine başladıklarında ben de onun içinde yerimi aldım. Ankara’da olmakla birlikte, Karadeniz’deki fa\"10171836_10203181628093196_995688244670756022_n\"aliyetle bağım çok sıkı idi. Abim tahliye olduktan sonra Samsun’a gelip arkadaşlarıyla Karadeniz Dev-Genç’i kurmuştu. Ve bu örgüt bütün bir bölgenin en etkili örgütüydü. 1976 yılından itibaren Kurtuluş  hareketiyle birlikte devrimci mücadelemi sürdürdüm. 1979 yılı Senato seçimlerinde babam Kurtuluş hareketinin İstanbul Senatatör adayı idi. Seçilmemiş olsa da hayatının sonuna kadar da  arkadaşlarca “senatör” ünvanıyla çağrıldı.

 

Ve 12 Eylül?

Ve 12 Eylül 1980 askeri diktatörlüğü, bütün sosyalist hareketleri, devrimci ve demokratik muhalefeti ezdi. Deyim yerindeyse bütün bir toplum baskı, şiddet, işkence ve hapishanelerle yeniden şekillendirilmeye çalışıldı. Elbette devrimciler bu diktatörlüğe kadar mücadele ettiler, ancak hazırlıksız oldukları da ortaya çıktı.

Ben de Kurtuluş içinde mücadeleye devam ettim. Ailece hapishane ve işkencelerinden geçtik. Babam TÖB-DER,  abim Kurtuluş yöneticiliği, ben de üye olmaktan yargılandım.

1987 de babam ve annem İHD nin kuruluş çalışmalrında aktif olarak yer aldılar. Annem insan hakları savunucusu Didar Şensoy’un 1 Eylül günü Meclis önündeki eylemde   hayatını kaybettiğinde yanında bulunan mücadeleci bir kadın.

Ben 12 Eylül döneminde 1990 yılına kadar illegal olarak yaşadım.

1991 yılında “Sosyalizm Yolunda Kurtuluş” isimli derginin sahipliğini yaptım.

Dergide yayınlanan Kürt halkının hakları ve dayanışma yazıları nedeniyle ceza aldım.

1994-2000 yılları arasında Almanya’da siyasi sığınmacı olarak yaşamak zorunda kaldım.

ÖDP ve SDP’nin kuruluş süreçlerinde Almanya örgütlenmesinde yer aldım.

Davalarımın  değişen kanunlar nedeniyle düşmesiyle Türkiye’ye döndüm .

Nereye?

2000 yılında Samsun’a yerleştim. Politik faaliyetlerime Samsun’da devam etmekteyim.

Sosyalist Parti il başkanlığı, SYKP kurucusu  ve yöneticiliği, Samsun Devrimci 78’liler Derneği  kurucu-yönetici görevlerinde bulundum. 2014 yılı yerel seçimlerinde HDP ‘den Samsun Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak seçimlere katıldım.

İşçi sınıfı mücadelesi ve örgütlenmesi için Samsun yerelinde ”İşçilerin Gazetesi ” isimli gazetenin çıkartılması ve dağıtımında görev aldım. Devrimci mücadelenin fabrika ve işyerlerinden, alanlardan ve sokaklardan geçtiği anlayışıyla tüm emek ve demokrasi mücadelesi yürütenlerle dayanışma içinde oldum. 4C’li tekel işçilerinin grev ve direnişlerinde, sağlık alanında ve belediyelerde taşeron olarak çalıştırılan ve her hükümet değişikliğinde işinden atılan işçilerin mücadelesinde -gerek destekleyici gerekse örgütleyici olarak- onların yanında oldum.

Bugün ne yapmak istiyorsunuz?

Ben kendimi bu bölgede faşizme , şövenizme karşı halkların eşitliği ve kardeşliği, emeğin özgürlüğü içn mücadele eden; en azından 1995 yılından itibaren Kürt özgürlük hareketiyle (HADEP-DEHAP dönemlerinde) Karadeniz bölgesinde seçimlerde aday olan ve faaliyet gösteren bir geleneğin içinde görüyorum. Üzerimize  düşen görevleri yapmaya, devrim ve sosyalizm mücadelesini yükseltmeye çalışıyoruz. Bugün de tek adam diktatörlüğüne giden yolda devletleşen AKP’ye karşı mücadelede HDP’den aday olmayı devrimci bir görev olarak kabul ediyorum.

Seçimlerden ne bekliyorsunuz?

Seçimler, siyasi gerçekleri açıklama ve örgütlenme faaliyetinin özel bir alanı veya evresidir. Elbette bugün Samsun’da bir milletvekili çıkaramayacağımızı biliyorum. Ancak seçimlerde alacağımız her oy, savunduğumuz programı tanıtıp ikna etmekte ne kadar etkili olabildiğimizin ölçütlerinden biri olarak önemlidir. Ancak 7 Haziran seçimlerinde alacağımız her bir oy, ülke genelinde HDP’in barajı aşarak AKP diktatörlüğünü durdurmasına katkısından dolayı çok daha önemlidir.

Ve nihayet ben ve arkadaşlarım buradayız. Bu bölgenin çocuklarıyız ve seçimden sonra da burada da mücadeleyi ve örgütlenmeyi sürdürmeye devam edeceğiz.