AKP, AKP tabanı ve Ömer Çelik harikalar diyarında

SEÇTİKLERİMİZ - Alin Ozinian Kronos için yazdı - Ömer Bey 19 yılda ülkedeki Yahudi ve Hristiyan sayısı ne kadar düşmüş farkında mı? Büyük ihtimalle değil, çünkü kendisi ve içinde bulunduğu siyasi iktidar kendileri dışında hiçbir konu ile ilgili değil.

17 Mart 2021 13:29
Alin Ozinian
Manşet Resimleri

10 Mart’ta AKP Sözcüsü Ömer Çelik: “Türkiye’de Yahudi ve Hristiyanlara dönük olarak sistematik nefret üreten ya da onlara herhangi bir şekilde hedef gösteren, onlara karşı nefret suçu üreten bir politika, bir yaklaşım, bir siyasi organizasyon söz konusu değildir.” dedi.

 

Sosyal medyaya AKP hesabından bu tweet düştüğünde, internet tarayıcımda 2 farklı sayfa açıktı.

 

İlki, İsveç merkezli V-Dem Enstitüsü’nün ‘2021 Demokrasi Raporu’nun özetiydi. Raporda, Türkiye son 10 yılda en çok otoriterleşen ilk 10 ülke arasında yer alıyordu. 2010’dan 2020’ye doğru olan değişimde Türkiye en çok gerileyen 3’üncü ülke olmuştu.

 

Diğeri ise, Ankara Ulus’ta Ermeni mezarlığı üzerine yapılacak yeni bina haberiydi. Ulus’ta yıkılan İller Bankası binasının yeniden yapılması için ayrılan alanda kazıya çalışmaları devam ederken, kemikler bulunmuştu. Mimarlar Odası Ankara Şubesi, kazı sırasında bulunan insan kemiklerinin, bilimsel kaynaklara göre, Ermeni ve Katolik mezarlığında bulunan cenazelere ait olduğunu açıkladı.

 

Ömer Çelik, Yahudi ve Ermeni’nin (ve daha bir çok etnik ve dini aidiyetin) küfür olduğu ülkemizde, Yahudi ve Hristiyanlara dönük olarak sistematik nefret üreten ve onları hedef gösteren bir “siyasi” organizasyon yoktur diyor.

 

Beyefendiye Türkiye’deki ”ötekilere” layık görülen ayrımcı uygulamaları, nefreti, hakaretleri, saldırıları ve hatta aydınlatılamayan cinayetleri nereden anlatmaya başlamalı diye düşünüyor insan…

 

Şuradan başlamak iyi olabilir, Ömer Bey 19 yılda ülkedeki Yahudi, Hristiyan sayısı ne kadar düşmüş farkında mı?

 

Büyük ihtimalle değil, çünkü kendisi ve içinde bulunduğu siyasi iktidar kendileri dışında hiçbir konu ile ilgili değil. Kendileri dışındaki yurttaşların hayatını, güvenliği, huzurunu korumak gibi bir sorumlulukları olduğunu düşünmüyorlar. Sadece “ötekini” değil, kendi tabanlarını da düşünmüyorlar doğruyu söylemek gerekirse ama bu aslında tabanlarının sorunu. Uyanmalarını beklemek dışında yapabileceğimiz bir şey yok.

 

Uykudayken başlarına gelenlerin sarsıntılarından da uyanmayacaklar gibi, uğursuz bir ölüm uykusu sanki.

 

Aklıma ilk olarak 2019 yılında, Konya Büyükşehir Belediyesi reklam panolarına “Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez” (Maide Suresi – 51. Ayet) ayeti geliyor. Otobüs duraklarında yaklaşık bir hafta bu posterleri asan bir AKP belediyesinin varlığı örneğin…

 

AKP öncesi Türkiye bir demokrasi örneği, ya da azınlıkların, Kürtlerin, Alevilerin, diğer “diğerlerinin” özgürce eşitçe yaşadığı bir ülke değildi kuşkusuz fakat Hrant Dink, AKP iktidarı sırasında öldürüldü. Dink davası AKP iktidardayken sulandırıldı, sirke çevrildi…

 

Memleketimizde 24 Nisan 2011’de Batman Jandarma Karakolu’nda görev yaparken arkadaşı er Kıvanç Ağaoğlu tarafından “yanlışlıkla” öldürüldü er Sevag Balıkçı zorunlu askerliğini yaparken.

 

24 Nisan dünyada Ermeni soykırımı kurbanlarının anıldığı gün, ne tesadüf !

 

Askeri forması annesine gösterilmedi, çünkü üzerinde çok kurşun izi vardı. Mahkeme husumet bulunmadığını gerekçe göstererek hükmünü “kasten öldürme” değil “olası kasıtla öldürme” üzerinden verdi.

 

Dink davası gibi bir rezalet dava daha…

 

O cinayetten sonra, kaç Ermeni oğlunu doğar doğmaz sünnet ettirdi, askerde “zorlanmasın” diye, Ömer Bey’in haberi var mı?

 

2013 yılında İstanbul Samatya’da Ermeni yaşlı kadınlar evlerinde saldırıya uğradılar. İlki belirli bir süre hastanede kaldıktan sonra gözünü kaybetmiş olarak evine götürülürken, diğeri onun kadar şanslı olamadı ve evinde yedi yerinden bıçaklandı, boğazı kesildi ve vücuduna keskin bir aletle haç çizildi. Yaşlı kadın hayatını saldırıya uğradığı evinde kaybetti.

 

O günlerde Samatya’da evleri işaretlenen Ermeni yurttaşlar çok endişeliydi. Kapısı işaretlenen Ermeniler durumu hemen polise bildirmesine rağmen olay yerine polisin gelmediğini ve olayın tutanak altına alınmadığını söylediler.

Kaç Ermeninin uykuları kaçtı, haberi var mı Çelik beyin?

 

Alin Ozinian’ın Kronos’daki yazısının tamamını okumak için TIKLAYIN