8 yıldır kapanmayan dosya

Gökçer TAHİNCİOĞLU T24 için yazdı: 8 yıldır kapanmayan dosya: 40 soruda torba davaya dönüştürülen, sil baştan görülecek Gezi davası

8 Ekim 2021 11:06
Gökçer Tahincioğlu
Manşet Resimleri

2013’te Taksim Gezi Parkı’nda başlayan ve Türkiye geneline yayılan olaylarla ilgili dava, 8 yıl sonra sil baştan, üstelik torba dava halinde yeniden görülecek. Gezi’yi organize ettikleri iddia edilen aralarında tutuklu Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın da bulunduğu 16 sanık hakkındaki beraat kararının bozulmasından sonra dava torba davaya dönüştü. Kavala’nın serbest kalmasını engellemek amacıyla daha önce tahliye edildiği, Türkiye’nin AİHM’de mahkum edilmesine yol açan iddialar, Türk Ceza Kanunu’ndaki farklı maddelerden yeniden dava konusu yapıldı. Bu dava, Gezi davası ile birleştirildi. 6 yıl önce beraatle biten Çarşı davası da Yargıtay tarafından bozuldu ve bu dosya da Gezi davasına eklendi. Böylece, Gezi davası, her biri daha önce yargılama konusu yapılan, iddiaları defalarca tartışılan ayrı dosyaların birleştiği bir torba dava haline geldi. Bu davanın ilk duruşması da bugün (8 Ekim) İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. İlk günden bu yana dosyalarda yaşanan gelişmeler özetle şöyle:

 

1- Gezi soruşturması ne zaman başlatıldı?

İddianameden ve soruşturma evrakından ortaya çıkan bilgi, soruşturmanın henüz Gezi olayları sürerken başlatıldığını gösteriyor.

 

FETÖ soruşturmasının firari savcısı başlattı

 

2- Soruşturmayı kim başlattı?

Soruşturma o dönem anayasal suçlara bakan savcı Muammer Akkaş tarafından başlatıldı. Akkaş, Haziran 2013’ün sonlarında hem soruşturmayı başlattı, hem de telefon dinleme talebinde bulundu. Bir yandan da olaylarla ilgili emniyetten rapor istedi.

 

3- Akkaş soruşturmayı sonuçlandırabildi mi?

Hayır. 17/25 Aralık operasyonlarında görev alan Akkaş, önce bu görevinden alındı. Hakkında soruşturma başlatılan Muammer Akkaş daha sonra yurt dışına kaçtı. Akkaş, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra başlatılan ''FETÖ" soruşturmaları kapsamında halen aranıyor.

 

4- Soruşturma, o tarihte bir karara bağlandı mı?

Gezi olayları ile ilgili açılan farklı soruşturmalar ve davalar karara bağlandı. Taksim Dayanışma Platformu üyeleri ile ilgili soruşturma takipsizlikle sonuçlandı, Çarşı grubu ile ilgili dava açıldı ve bu davada “Hükümeti yıkmaya teşebbüs” suçundan yerel mahkemede beraat kararı verildi. Firari savcı Akkaş’ın açtığı soruşturma ise rafta kaldı. Uzun süre dosyayla ilgili herhangi bir işlem yapılmadı.

 

5- Dosya yeniden nasıl gündeme geldi?

Gezi dosyasının Osman Kavala’nın gözaltına alınmasıyla açıldığı sanılıyordu. Ancak ortaya çıkan yeni bilgiler, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra dosyanın raftan indirildiğini gösteriyor. Kavala dahil 100’ü aşkın ismi kapsayan dosya ile ilgili olarak İstanbul Başsavcılığı yeni bir inceleme başlattı. Ancak bu inceleme Muammer Akkaş’ın açtığı dosya üzerinden, o dosyaya giren kanıtlarla yapıldı. Başsavcılık, dosyada cemaat gölgesinin bulunması nedeniyle, iddianamede, “delillerin yeniden kıymetlendirildiği, FETÖ izlerinin silindiği” iddiasına yer verdi.

 

6- Kanıtlar gerçekten 2013’te dosyaya konulanlardan farklı mı?

Hayır. İddianamenin çekirdeğini oluşturan tüm bilgiler Akkaş’ın telefon dinleme talebi üzerine alınan kayıtlar ve emniyetin o dönem hazırladığı fezleke ve analiz raporuna dayanıyor. Bu raporları hazırlayan, dinlemeleri yapan tüm isimler FETÖ suçlamasına maruz kaldı.

 

7- Bu bilgiler ve yaklaşımlar daha önce kamuoyuna yansımış mıydı?

Telefon kayıtları yansımamıştı, ancak Kavala’nın "Gezi’nin finansörü" olduğu iddiasına dayanan bir fezlekenin varlığı ortaya çıkmıştı. Cemaat soruşturmasından tutuklu bulunan, dönemin KOM Müdürü Nazmi Ardıç imzalı fezlekede, iddianamede yer alan bilgilerin neredeyse tamamı bulunuyor. Ancak o dönemde fezleke işleme konmamış, Kavala ile ilgili olarak da yasal işlem yapılmadığı açıklanmıştı.

 

8- Fezleke, hangi suçlamaları içeriyordu?

Fezlekede "Osman Kavala’nın üyesi olduğu Açık Toplum Vakfı’nın George Soros bağlantılı Açık Toplum Enstitüsü ile bağlantılı olduğu, enstitünün çeşitli ülkelerdeki isyanları başlattığı, Occupy/İşgal hareketinin teorisyenliğini Gene Sharp’ın yaptığı Sivil Başkaldırı yöntemini uyguladığı, uygulayıcısının Otpor/Canvas adlı grup olduğu, grubun liderliğini İvan Marovic’in yaptığı, Marovic’in Sırbistan, Gürcistan ve Arap ülkelerindeki olaylarda etkili olduğu" anlatılıyordu. Yine fezlekede "Marovic’in Gezi olayları öncesi Mısır’a gittiği, Mehmet Ali Alabora’nın da aynı tarihte Mısır’da olduğu, sonrasında Mi Minör adlı oyunu sahneleyerek halkı galeyana getirmeye çalıştığı" yer alıyordu. "İsyanın ilk olarak 2012’de ODTÜ’de başlatılmak istendiği, ancak başarısız olunca Gezi olaylarında yeniden sahneye konduğu" iddiası da fezlekede dile getiriliyordu.

 

Kelimesi kelimesine fezlekeden iddianameye

 

9- İddianamede bu bilgiler yer alıyor mu?

İddianame, tamamen aynı iddiaların üzerine inşa edildi. İddianamede, üçlü sacayağı olarak Soros-Kavala-Marovic sayıldı ve fezlekedeki iddialar aynı sistematik içerisinde aktarıldı. "Kavala’nın Gezi’nin finansörü olduğu, Memet Ali Alabora’nın Marovic ile Mısır’da görüştükten sonra Mi Minör adlı tiyatro oyununu sahneye koyduğu ve halkı galeyana getirmeye çalıştığı" kelimesi kelimesine iddianameye yansıtıldı.

 

10- İddianamede, fezlekede bulunmayan herhangi bir yeni iddia var mıydı?

Hayır. 657 sayfalık iddianamede, 16 sanığın hukuki durumları, telefon konuşmaları, haklarındaki kanıtlar olduğu savunulan bulgular sıralandı. İddianamenin giriş ve kanıt kısımları fezlekeyle birebir örtüşüyor. İddianamede, Sharp’ın 198 maddelik “sivil başkaldırı” teknikleri tek tek anlatılarak, bunların hangisinin Gezi’de uygulandığı gibi detaylar da yer aldı. Uçak biletleri ve konuşma kayıtları ile sanıkların ayrıntılı değerlendirmesi iddianamenin hacmini genişletti.

 

11- İddianameye yansıyan bulgulara göre Sharp’ın eylem planı ile Gezi’deki eylemler örtüşüyor muydu?

Örtüştüğünü söylemek güç, ama hemen her eylemin yanına 30 günü aşkın süre ile devam eden Gezi eylemlerindeki bir olay yerleştirildi. Polislere çiçek verilmesi bir başlıkla, polislerin protesto edilmesi de bir başka başlıkla ilişkilendirildi. Gezi’de ölenlerin anılması, Sharp’ın eylem planındaki “ölenleri anma” olarak gösterildi. Duvar yazıları, sivil itaatsizlik türlerinden olan “alay etme” örnekleri olarak sunuldu. Memet Ali Alabora’nın eylemler devam ederken bir süre evden çıkmaması bile “evde oturma” başlığı altında "sivil itaatsizlik" olarak gösterildi.

 

'Planlama görüşmesi' suçlaması var, kanıt yok

 

12- İddianamede, Alabora ya da Kavala’nın Marovic ile görüştüğüne yönelik somut bilgi ve belge var mıydı?

Hayır. Alabora’nın Mısır’da bulunduğu tarihte Marovic’in Mısır’da olduğuna yönelik tweet atması gösterilen tek "kanıt." Aynı tarihte Kavala’nın da yurtdışında olduğu belirtilerek, bu yolculuklar "olayların planlanması" olarak gösterildi. Ancak görüştüklerine dair ne belge ne fotoğraf, ne konuşma kaydı, ne tanık ifadesi vardı.

 

13- Osman Kavala’nın Gezi’nin finansörü olduğu iddiasının dayanağı ne?

İddianamede, Soros’la bağlantısı ve Gezi olayları sırasında yaptığı toplantılar, sivil toplum kuruluşlarına verilen fonlar bu iddiaya dayanak olarak gösterildi. Kavala'nın, Gezi gibi Türkiye geneline yayılan tüm olayları nasıl finanse ettiğine, kime para verdiğine yönelik bir kanıt ise yok. Tek "kanıt", Kavala’nın yaptığı bazı konuşmalarda, gaz maskesi alınması için destek vereceğini söylemesi, poğaça, iskemle, masa alınması gerektiği yönündeki konuşmaları. Ancak bu konuşmaların o dönem Gezi’ye destek veren diğer kişilerin durumundan ne farkı olduğu iddianamede anlatılmadığı gibi, bu başlıklarla sınırlı davranışların nasıl "Gezi’nin finansörü" olmaya yettiği de açıklanmadı. İddianamede, Kavala’nın herhangi bir para aktarımı, verdiği meblağ vs. gibi bir bilgi de bulunmuyor.

 

14- Diğer sanıklarla ilgili iddialar neler?

Davada uzun süre tutuklu yargılanan Yiğit Aksakoğlu'nun Gezi sonrası konuşmaları,  Gezi öncesi yapılmış gibi yansıtıldı. Aksakoğlu, "Gezi olaylarının devamını sağlamak ve derinleştirmekle ilgili faaliyetler yürütmek, Gezi’yi organize etmek"le suçlandı. Marovic’i Türkiye’ye davet ettiği iddia edildi ancak bunu neden ve ne zaman söylediği aktarılmadı. Detaylardan anlaşılıyor ki, bu konuşma Gezi olayları bittikten sonra bir akademisyenin çözüm ve şiddet konulu kurulması planlanan merkezde ders vermesi için Aksakoğlu’ndan isim önermesini istemesi üzerine yapılmış. Böyle bir davet de hiç olmadı. İddianamede ise Marovic, Gezi için davet edilecek gibi bir algı yaratıldı.

 

Sanıklardan Can Dündar’ın Gezi Parkı’na gazla müdahale edildiği gün televizyonda yaptığı açıklamalar “halkı galeyana getirmek” olarak gösterildi. Dündar’ın “etki ajanı” olduğu iddiasından hareketle müebbet hapsi istendi. Çiğdem Mater’in suçlandığı belgeselin hiç çekilmediği anlaşıldı. Taksim Dayanışma üyelerine yöneltilen suçlamaların ise daha önce de gündeme geldiği görüldü. Taksim Dayanışma’nın yasal taleplerinin Gezi Parkı ve polislerin soruşturulmasından ibaret olduğu iddianameye de yansıdı, ancak suçlama “hükümeti yıkmaya teşebbüs” olarak açıklandı. Mehmet Ali Alabora’nın Mısır seyahati ve Kavala’nın yaptığı bazı seyahatlerin uçak biletleri ve gidiş-dönüş tarihlerini iddianameye koydu. Ancak Marovic’in ne Alabora ne de Kavala ile görüştüğüne dair tek kanıt yoktu. Alabora, ayrıca sosyal medya mesajları ve tiyatro oyunu aracılığıyla halkı galeyana getirmekle suçlandı.

 

15- İddiaların temelindeki Marovic’e bunlar soruldu mu?

Savcılık, böyle bir girişimde hiç bulunmadı. İddianamede de Marovic’in hiçbir açıklaması yer almıyor. Marovic, iddiaların ilk gündeme geldiği 2014’te yaptığı açıklamada, “Otpor ülkemizde özgürlük, demokrasi ve insan haklarına saygı için mücadele ediyordu. Bu örgüt 10 yıldır yok. Mücadelemiz sırasında Türkiye dâhil birçok ülkeden destek gördük. Bütün (eski) Yugoslavya çapında birçok ölümden sorumlu bir adamın barışçı bir şekilde iktidardan indirilmesindeki rolümüzün hâlâ kabul gördüğünü umuyorum çünkü biz bununla gurur duyuyoruz. Gezi’yi örgütleyenlerle de, bahsettiğiniz insanlarla da ne görüştüm, ne de bir temasım oldu. Bu insanları da tanımıyorum" demişti.  İddianamede Otpor’un yerine kurulan Canvas’ın Gezi’de rol aldığı iddiası da bulunuyor. 2014’te Canvas’ın liderlerinden Srdja Popoviç de iddiaları yalanlamıştı. Popoviç, “Türk gazeteciler o dönem büromuza akın etti ama hiçbiri sözlerimizi yayımlamadı” demişti.

 

16- Gezi ile 15 Temmuz arasında bir bağ kuruluyor mu?

İddianamede, "ODTÜ olaylarıyla 2012’de hükümetin hedef alındığı, başarılı olunamayınca Gezi’nin organize edildiği, hemen ardından 17/25 Aralık sürecinin yaşandığı, tüm bunlarla sonuç alınamayınca 15 Temmuz’un meydana geldiği" iddiası yer alıyor. Ancak bu bağlantıyı somut olarak kurmaya yarayacak bir kanıt sunulmadı. Ortaya çıkan belgeler Kavala üzerinden bağlantının kurulmaya çalışıldığını gösterdi. Kavala'nın "hem Gezi'nin, hem 15 Temmuz'un organizatörlerinden olduğu" iddiasından hareketle soruşturulduğu, savcılığın nihai olarak Gezi'de devrilemeyen hükümetin 15 Temmuz'da devrilmeye çalışıldığı iddiasını Kavala üzerinden kanıtlamaya çalıştığı görüldü.

 

17- Osman Kavala tutuklandığında Gezi soruşturması gündemde miydi?

İddianameye göre, 15 Temmuz’dan sonra, 2016’da eski soruşturmadaki kanıtlar incelemeye alınmıştı. Kavala tutuklandığında sadece bu soruşturma kapsamında gözaltına alınarak cezaevine konulduğu düşünülüyordu. Ancak hazırlanan yeni iddianamenin dosyası böyle olmadığını ortaya koydu. Soruşturma dosyasından çıkan yeni belgeler, Kavala’nın "hükümeti devirmeye teşebbüs" suçlamasıyla tutuklandığını, ancak suçlamaların içerisinde 15 Temmuz darbe girişiminin de olduğunu ortaya koydu. Kavala’nın 15 Temmuz’da Büyüada’da bulunan ABD’li Henry Barkey ile bağlantılı olduğu, Barkey’in casusluk yaptığı, Kavala’nın da kendisiyle birlikte 15 Temmuz darbesi için çalıştığı iddiaları gündeme geldi.

 

Dosyalardan çıkan belgeler Kavala'nın sürpriz bir isimle aynı soruşturmada tutuklandığını gösterdi. O isim, ABD Konsolosluğu'nda görevli Metin Topuz'du. Topuz ile Kavala'nın 15 Temmuz sürecinde FETÖ ile bağlantılı oldukları iddia ediliyordu. Belgelere göre, Kavala'ya sorgusunda bu sorular yöneltildi. Kavala, FETÖ bağlantısı iddiası konusunda, "1990'lardan itibaren Fethullah Gülen çetesine karşı şüpheci ve eleştirel oldum. Özellikle Hanefi Avcı'nın kitabını okuduktan sonra bu örgütün ne kadar tehlikeli olduğunu anladım. Balyoz davasının bir numaralı sanığı Çetin Doğan'ın kızı ve damadı ile düzenlediğim toplantıda basını çağırdım. Onlara Gülen çetesinin yaptıkları anlatılmaya çalışıldı. Bu nedenle benim 15 Temmuz darbe girişimini yapanlarla en ufak ilgim ve bağlantım olamaz" dedi. Kavala, Gezi eylemleri ile ilgili olarak da ilk ifadesinde, "Ben Gezi Parkı'nın park olarak kalması dışında hiçbir eylemde ve organizasyon içinde bulunmadım. Gezi olaylarını finanse ettiğim iddiası da mesnetsizdir. Olayların bir an önce bitmesi için elimden geleni yaptım. Sadullah Ergin ve Nimet Çubukçu ile yaptığımız görüşmeler de vardır. Sayın Başbakan'la Dayanışma Komitesi temsilcilerinin görüşmesi için tanıdığım arkadaşlara telkinde bulundum. Şiddetin her türlüsüne karşı oldum" diye konuştu.

 

18- Kavala'ya 2017'deki sorgusunda Henry Barkey ile görüştüğü iddiası soruldu mu, telefonlarının aynı bölgeden sinyal vermesi gündeme geldi mi?

Evet. Kavala'ya, 15 Temmuz'la bağlantılı olarak, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Büyükada'da bulunan ABD'li Henry Barkey ile bağlantısı soruldu. Kavala bu soruya, "Kız kardeşi Karen Barkey ile bir sergi düzenlemesi konusunda birlikte çalışıyoruz. Henry Barkey ile özel bir ilişkim yoktur. 2011 yılında hatırladığıma göre bir konferansta görüştük. Hükümeti yıkmak ya da eylem düzenleme konusunda konuşmamız söz konusu dahi olmadı. Kendisi ile darbe girişiminden sonra 18 Temmuz'da tesadüfen bir lokantada karşılaştık. Selamlaşmak dışında bir konuşmamız olmadı. Emniyette bize telefonlarımızın aynı semtte sinyal verdiği söylendi" yanıtını verdi.

 

19- Kavala, hangi suçlardan tutuklandı?

Kavala, sadece Gezi nedeniyle tutuklanmadı. Sulh Ceza Hâkimliği, 2017'de "Kavala'yı, terör örgütlerinin tamamının desteklediği Gezi olaylarının finansörü ve organizatörü olduğu, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili Büyükada Splendid Otel'de yapılan, darbenin organizatörlerinden olan Henry Barkey ile yabancı kişilerle irtibat kurarak darbe teşebbüsüne katılmak suretiyle hükümeti yıkmaya teşebbüs ettiği" iddialarıyla tutukladı. Gezi iddianamesinin dosyasıyla görülebilen belgelere göre Kavala ile Topuz'un, Aralık 2018'e kadar bütün tutukluluk incelemeleri aynı dosya üzerinden yapıldı ve her ikisinin tutukluluğuna birlikte karar verildi. Kavala, 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle de bu süreçte soruşturuldu.

 

20- Savcılık, hangi aşamada iki dosyayı ayırdı, Gezi dosyası nasıl oluşturuldu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın evrakına göre, 14 Aralık 2018 tarihine kadar Kavala ve Topuz ortak dosyada soruşturuldu. Bu tarihte Kavala'nın dosyası Topuz'unkinden ayrıldı. Gezi olayları ile ilgili aynı dönemde, 2013'te başlatılan soruşturma kapsamında 97 kişinin isminin geçtiği bir soruşturma söz konusuydu. Kavala, zaten isminin de geçtiği bu dosyaya dâhil edildi. Daha sonra 18 Aralık'ta bu dosyadaki -Kavala dâhil- 16 kişinin dosyası da ana dosyadan ayrıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 8 Şubat 2019 tarihli yazısına göre, emniyetten Kavala ile ilgili Gezi Parkı dosyasını ilgilendiren konuşma kayıtları ve kanıtlar istendi. Bu "kanıtlar" dosyaya konuldu. Aynı yazıda, Kavala'nın "PKK terör örgütü faaliyetlerini deşifre etmek gerekçesiyle de dinlemeye alındığı" ifadesi yer aldı. İstenen bilgilerin aynı gün gönderilmesinden sadece 11 gün sonra 657 sayfalık Gezi iddianamesi hazırlandı. Bu durum, iddianamenin ağırlıklı olarak eski "kanıtlardan" hazırlandığını da gösterdi.

 

21- Kavala, Gezi davası sürerken, 15 Temmuz nedeniyle başlatılan soruşturmadan tahliye edildi mi?

Evet. Ekim 2019'da, kamuoyundan gizli saklı bir biçimde Kavala'nın bu dosyadan tahliyesine karar verildi. Ancak hakkında açılan Gezi davasında tutuklu olan Kavala, bu nedenle özgürlüğüne kavuşamadı.

 

22- AİHM, Kavala hakkındaki kararını Gezi davası sürerken mi verdi?

Evet. AİHM, 10 Aralık 2019'da Kavala'nın tutukluluğa itirazını öncelikli olarak görüştü ve Türkiye'nin birden fazla hak ihlali yaptığını tespit etti. Mahkeme, Kavala'nın özgürlüğünün haksız yere kısıtlandığını, esas amacın onu ve sivil toplumu susturmak olduğunu belirtti. Mahkeme ortada makul şüphe olmadığına, Türkiye Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırma suçlaması için bahane edilen eylemlerin bir insan hakları savunucusunun normal eylemleri olduğuna hükmetti. AİHM yargının etkin bir şekilde işlemediğini, OHAL nedeniyle artan iş yükünün kabul edilebilir bir gerekçe olmadığını kararlaştırdı. Mahkeme Türkiye'nin Kavala'nın serbest bırakılması için gerekli olan her şeyi yapması ve Kavala'yı derhal serbest bırakması gerektiğine hükmetti.

 

23- Kavala, hemen serbest bırakıldı mı?

Avukatları, bu karar üzerine tahliye başvurusu yaptı ancak mahkeme, AİHM kararına rağmen Kavala'nın tahliye talebini reddetti.

 

24- Gezi davası nasıl sonuçlandı?

İddianamede, Kavala'nın Soros'la bağlantısı ve Gezi olayları sırasında yaptığı toplantılar, sivil toplum kuruluşlarına verilen fonlar Gezi'nin finansörü olduğu iddiasına dayanak gösterilmişti. Kavala'nın, Gezi gibi Türkiye geneline yayılan tüm olayları nasıl finanse ettiğine, kime para verdiğine yönelik bir kanıt ise yoktu. Tek "kanıt", Kavala'nın yaptığı bazı konuşmalarda, gaz maskesi alınması için destek vereceğini söylemesi, poğaça, iskemle, masa alınması gerektiği yönündeki konuşmalarıydı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Şubat 2020'de, Kavala'nın da aralarında olduğu 9 sanığın beraatine, Kavala'nın tahliyesine hükmetti. Kavala ile birlikte, Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Tayfun Kahraman, Can Atalay'ın beraatine karar verdi. 7 firari sanığın dosyası ise ayrıldı. Gezi davası, savcının itirazı üzerine istinaf mahkemesine gitti.

 

25- Kavala, tahliye edildi mi?

Kavala, eşyalarını topladı ve cezaevinden çıktı. Ancak henüz işlemleri yapılırken, İstanbul Başsavcılığı, 15 Temmuz darbe girişimi soruşturmasını gerekçe göstererek yeni gözaltı kararı verdi. Birkaç ay önce tahliye edildiği dosyadan hakkında gözaltı kararı verilen Kavala, emniyete götürüldü ve çıkartıldığı savcılık tarafından yeniden tutuklandı. Kavala'nın, 2017'de de tutuklandığı, 11 Ekim 2019'da resen tahliye edildiği 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında, Barkey ile ilişkileri gerekçe gösterilerek tutuklandığı ortaya çıktı. 3 yıl sonra aynı dosya yeniden işleme konulmuştu.

 

26- Casusluk soruşturması, yeni mi açıldı?

Kavala, hakkındaki tutuklama kararından birkaç gün sonra 9 Mart 2020'de yeniden hakim karşısına çıktı. 15 Temmuz soruşturması dosyasında Barkey ile ilişkisi gerekçe gösterilerek, bu kez hakkında casusluk suçundan tutuklama kararı verildi. 2017'deki soruşturma dosyasından iki ayrı tutuklama kararı verilmiş oldu.

 

27- İki tutuklama kararı da işlemde kaldı mı?

Hayır. 20 Mart 2020'de, casusluk suçundan verilen tutuklama kararından 11 gün sonra, Kavala, 15 Temmuz dosyasından yeniden tahliye edildi. Ancak casusluk suçundan tutuklama verildiği için yine cezaevinde kaldı. İki suçlama aynı iddialara dayanmasına rağmen birinden tahliye verildi. Bu işlemin, AİHM'nin verdiği kararın 15 Temmuz suçlamasını da kapsaması nedeniyle yapıldığı iddiaları ortaya atıldı.

 

28- Kavala hakkında casusluk suçundan dava açıldı mı?

Evet. Kavala, Anayasa Mahkemesi'ne 2019'de başvuru yapmış, Yüksek Mahkeme, 22 Mayıs 2019'da 5'e karşı 10 üyenin oyuyla başvuruyu reddetmişti. Ancak AİHM kararından sonra Kavala yeniden Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi'nin bu başvuruyu görüşeceği gün, 29 Eylül 2020'de, İstanbul Başsavcılığı'nın yeni iddianame hazırladığı haberi geldi. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, bunun üzerine başvuruyu görüşmeyi erteledi. Aynı gün, akşam saatlerinde, savcılığın, casusluk suçlamasıyla Kavala hakkında dava açtığı ortaya çıktı.

 

29- İddianamede yeni bir suçlama var mıydı?

Hayır. İddianamede, 2017'de olduğu gibi Kavala'nın, Barkey ile birlikte casusluk yaptığı, 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde temaslarda bulunduğu anlatılıyor. Barkey ile Kavala'nın temaslarının ve telefon görüşmelerinin olmamasına rağmen telefonlarının aynı bölgeden sinyal vermesi, kanıt sayılıyor. 15 Temmuz darbe girişimi sürerken, Büyükada'da toplantıda olan Barkey'in, darbeyi organize eden isimlerden olduğu ifade ediliyor ancak kanıt olmamasına rağmen Kavala'nın da bu eylemlere iştirak ettiği belirtiliyor. Kavala- Barkey temasının kanıtlanamamasına ise Barkey'in istihbaratçı olması ve usta biçimde gizlenmesi gerekçe gösteriliyor. Davanın ilk duruşması, 18 Aralık'ta yapıldı ve Kavala'nın tutukluluğunun devamına karar verildi. Bu duruşmadan üç gün önce Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Kavala dosyasını yeniden görüştü ve Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun başvuruyu karara bağlamasına hükmetti.

 

30- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, neden Türkiye'yi uyardı?

AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmadığını Türkiye'nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi'nin Bakanlar Komitesi denetliyor. Komite, AİHM kararına rağmen Kavala'nın tahliye edilmemesi üzerine, 3 Aralık 2020'de, henüz duruşma yapılmadan ve Anayasa Mahkemesi başvuruyu görüşmeden Türkiye'yi uyardı. Komite, Kavala'nın tahliye edilmesi gerektiğini belirterek, incelemede olduğunu, Mart 2021'e kadar tahliyenin gerçekleşmesinin bekleneceğini, ardından yaptırım sürecinin işletilebileceğini bildirdi. Ancak açıklama yapılması dışında bugüne kadar yaptırım ile ilgili somut adım atılmadı. Komitenin yaptırım süreci yıllar sürebiliyor ve genellikle caydırıcı yaptırımlar kısa sürede işletilmiyor.

 

31- Bu gelişmelerin ardından Anayasa Mahkemesi, nasıl bir karar verdi?

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun tüm bu gelişmelerden sonra 29 Aralık 2020'de Kavala'nın dosyasını ele aldı. Genel Kurul, beklentilerin aksine 7'ye karşı 8 oyla Kavala'nın haklarının ihlal edilmediğine karar verdi. CHP'li Enis Berberoğlu için hak ihlali kararı verdikten sonra, yerel mahkemenin kararını uygulamamasını ağır bir anayasa ihlali sayan ve açıklama yapan Anayasa Mahkemesi, anayasadaki bağlayıcı hükme rağmen AİHM kararına uygun karar vermemiş oldu. Kavala, bu durumda ancak ya yargılandığı mahkemenin tahliye kararı vermesi ya da AİHM'nin olası bir yeni kararına mahkemelerin uymasıyla tahliye edilebilecek.

 

32- Gezi davasında verilen beraat kararı neden bozuldu, istinaf mahkemesi hangi gerekçeyle bozma kararı verdi?

Kavala hakkında yeni açılan davanın ikinci duruşması yapılmadan, 22 Ocak 2021'de istinaf mahkemesi, Gezi davasında verilen beraat kararını bozdu.

 

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin (istinaf) kararında, aralarında Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakoğlu, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Hakan Altınay ve Yiğit Ali Ekmekçi'nin beraati yerinde bulunmadı. İstinaf, Anayasa Mahkemesi'nin, Gezi olayları ile ilgili olarak verdiği, "şiddet içermeyen eylemlerin demokratik hak olduğu" yönündeki kararının aksine, sanıkların eylem çağrıları ve basın açıklamalarıyla suça tahrik suçunu işleyip işlemediklerinin yeniden değerlendirilmesini istedi. İstinaf, Osman Kavala'nın serbest kalmasını engellemek amacıyla açıldığı değerlendirilen, 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde ABD'li Henry Barkey ile birlikte casusluk faaliyeti yürüttüğüne yönelik açılan yeni davanın da Gezi davası ile bağlantılı olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Kararda, firari cemaat savcılarının talimatıyla yapılan, sanıkların her aşamada hukuksuz olduğunu belirterek itiraz ettikleri izleme ve dinlemelerin gerekçeli kararda değerlendirilmemiş olması da bozma nedeni sayıldı. Bu karar, eski kanıtlarla açılan yeni davanın gidişatını da baştan sona etkiledi.

 

33- İstinaf mahkemesinin kararı ne anlama geliyordu, Kavala davasını ve diğer dosyaları nasıl etkiledi?

İstinaf mahkemesi, kararında, Kavala hakkındaki dosyanın, Gezi, 15 Temmuz ve Çarşı grubu davalarıyla birleştirilmesinin önünü açtı. İstinaf, 2013'teki dinleme kayıtlarının yeniden değerlendirilmesini isterken, yeni açılan Barkey davası ile Gezi dosyası arasındaki irtibatın araştırılmasının zorunlu olduğunu, Çarşı grubunun davasının da Yargıtay'ın vereceği karardan sonra bu dosyalarla irtibatlı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Böylece torba davanın yolu açıldı.

 

34- Gezi davasında beraat kararı veren mahkeme, bu kararı yerinde buldu mu, bulduysa fikrini ne değiştirdi?

Evet. Mahkeme istinaf mahkemesi kararına direnmedi. Zaten mahkeme heyeti de bu süreçte değiştirilmişti. Mahkeme heyetinin tamamı kararnamelerle farklı yerlere atanmış, yerlerine yeni isimler getirilmişti.

 

35- Diğer dosyalardaki gelişmeler, istinaf mahkemesi kararında belirtildiği gibi mi gerçekleşti?

Evet. Hiçbir mahkeme, farklı bir karar vermedi. İstinaf mahkemesi, beraatle sonuçlanan Çarşı davasının Yargıtay tarafından bozulması halinde Gezi davası ile irtibatlandırılabileceğini belirtmişti. Yargıtay, Çarşı davasındaki beraat kararını bozdu ve yerel mahkeme, Gezi davası ile Çarşı davasının birleştirilmesine hükmetti. İstinaf, Kavala - Barkey davasının Gezi davası ile irtibatlandırılabileceğini belirtmişti. Yerel iki mahkeme, bu davalarla ilgili de birleştirme kararı verdi. Firari sayılan Gezi davasının sanıklarının dosyaları da bu ana dosyaya eklendi. Böylece istinaf mahkemesinin öngördüğü gibi hem Barkey, hem Çarşı, hem Gezi, hem 15 Temmuz dosyalarını içeren torba bir dava doğmuş oldu.

 

36- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, bu gelişmeler üzerine herhangi bir karar aldı mı?

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 12 Mayıs 2021 tarihli haftalık toplantısında Kavala davasına ilişkin görüşmesinde Türk yetkililerin ve mahkemelerin, AİHM kararını dikkate almadan sürdürülen tutukluluk durumunun sona ermesi için gerekli adımları atmamış olmasından duyulan büyük kaygıyı ifade etti. Komite, Konsey üyesi ülkeleri, Türk yetkilileriyle görüşmelerinde Kavala'nın sürmekte olan tutukluluğu ve bir an önce tahliyesi konusunu gündeme getirmeye davet etti. 21 Mayıs 2021 tarihinde 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılacak duruşmada Kavala'nın tutukluluk halinin yeniden değerlendirileceğine dikkat çekip yetkilileri Kavala'nın serbest bırakılması için gereken tüm adımları atmaya davet etti.

 

37- Bu karardan sonra Kavala'nın tutukluluğu ile ilgili yeni herhangi bir karar alındı mı?

Türkiye'deki mevzuata göre, tutuklu sanıklar için ayda bir kez tutukluluk incelemesi yapılması gerekiyor. Kavala için her incelemede, "tutukluluk halininin devamına" karar veriliyor. Son birkaç incelemede, heyet üyelerinden biri, tahliye yönünde oy kullandı ama 1'e karşı 2 oyla Kavala'nın tutukluluk hali devam etti.

 

Gezi artık torba dava

 

38- Birleştirme kararları nasıl verildi, neden eleştirilere yol açtı?

Torba davanın Kavala'nın tutukluluğunun devam etmesi ve Gezi eylemlerinin hükümetin talebi doğrultusunda cezalandırılması amacıyla oluşturulduğu eleştirileri uzun süredir var. Ancak birleştirme sürecinde de hukuki gariplikler devam etti. Daha önce Kavala'nın tahliyesi yönünde oy kullanmasıyla gündeme gelen 30. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Mahmut Başbuğ, 4 Şubat 2021'de başkan sıfatıyla, Osman Kavala'nın Henri Barkey ile yargılandığı darbe davasının Gezi Parkı davasıyla birleştirilmesine onay verdiğini yazdı. Ardından da yurtdışında bulunan kişilerin dosyası ayrıldığı dosyayla yeniden birleşti ve dosya başladığı haline döndü. 35 kişinin Aralık 2015'te beraat ettiği Çarşı davasının kararı ise 28 Nisan 2021'de bozuldu. Kararı bozan Yargıtay, dosyanın Gezi Parkı davasıyla birleşmesine hükmetti. Hakim Başbuğ, söz konusu hükümle ilgili 15 Haziran 2021'de Çarşı davasının görüleceği İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazarak dosyaların birleştirilmesini önerdi. Ardından 28 Temmuz'da bu mahkemeye geçici olarak atanan Başbuğ, kendi talebini yerinde bularak birleştirmeye onay verdi. Böylece hem talepte bulunan, hem de kararı veren hakimin hükmü ile dosyalar birleşti.

 

Birleştirme kararları verilmeden önce Gezi davasının duruşmasının 6 Ağustos'ta yapılması kararlaştırılmıştı. Ancak duruşma, Kavala'nın avukatlarına son dakikada haber verilerek 2 Ağustos'ta yapıldı. Bu duruşmada, birleştirme ve tutukluluğa devam kararları verildi.

 

Garip biçimde, tek üyenin tutukluluğun devamına şerh koyması bu kararda da devam etti. Ancak bu kez Başbuğ değil, Kürşad Bektaş, heyetin kararına muhalif kaldı. Bu durum, "Avrupa Konseyi'ne bağımsız yargılama görüntüsü verilmesi için tek üye kararlara şerh koyuyor" iddialarına yol açtı.

 

39- Torba davaya hangi mahkeme bakacak?

Casusluk (Kavala – Barkey), Çarşı ve Gezi davalarının birleştirilmesi ile oluşturulan torba davanın görülmesine bugün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanacak. Kavala, bu davada, casusluk ve Gezi'nin finansörlüğü iddialarıyla iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanacak. Toplamda 52 sanık yargı önüne çıkacak. Diğer sanıkların bazıları için ağırlaştırılmış müebbet hapisten, örgüte yardıma kadar uzanan çeşitli cezalar talep ediliyor.

 

40- Birleştirilen davalarda, eski suçlamalardan farklı yeni bir kanıt var mı?

Hayır. Kavala, 1400 gündür tutuklu. Gelinen noktada yeniden başlayacak yargılamalarda da ilk tutuklama kararına gerekçe gösterilen, "15 Temmuz ve casusluk" ile "Gezi olaylarının finansörlüğü" suçlamalarından dolayı hakim karşısına çıkacak. Kavala, geçen 1400 günde, Gezi davasından beraat etti ve AİHM, tutuklanması için hak ihlali kararı verdi. Her iki suçlamadan tahliyesine de karar verildi. Ancak her seferinde dosyalar, sevk maddeleri değiştirilerek ya da bozma kararları verilerek yeniden oluşturuldu ve bugüne gelindi. Kavala, bu süreçlerin hiçbir aşamasında savcı tarafından sorgulanmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, birkaç kez Kavala'nın suçlu olduğuna dair demeçler verdi, bunlardan birinde de Gezi davasında verilen beraat kararını eleştirerek, bunu Kavala'nın tahliyesini sağlamaya yönelik bir operasyon olarak niteledi. Bu yorumlardan bir süre sonra da Gezi davası için bozma kararı verilerek, torba davanın yolu açıldı. Gezi dosyasında da istinaf mahkemesinin yeniden değerlendirilmesini istediği bazı eski kanıtlar dışında yeni bir kanıt yok. Çarşı davasında da yine eski kanıtların, bu davalarla birlikte yeniden değerlendirilmesi isteniyor.